“Teknoloji kullanarak ikna etmek gelecek sosyal devrimdir. Facebook bunun ne kadar güçlü olabileceğinin kanıtıdır.” B.J. Fogg, Stanford Üniversitesi, İkna Edici Teknoloji Laboratuvarı Başkanı

 

Sosyal Medya ikna stratejilerinin yeni ve güçlü sahnesi olarak karşımıza çıkıyor. 1970’lerde başlayan bilgisayar kullanımı, 1990’larda internetin sahneye çıkmasıyla güçlü bir etki aracı oluşturmak yönünde ilk adımlarını atmış oldu. 2000’li yıllara gelindiğinde ise hızla gelişen bu oluşum, sosyalleşme süreçlerini tümüyle içine alan, yeni iletişim teknolojilerinin yıldızı sosyal medyayla bizleri tanıştırdı. 1998’de kurulan ve ilk sosyal paylaşım ağı olarak kabul edilen SixDegrees’den günümüze sosyal medya sanal ortam kullanımının başlıca nedenlerinden biri haline gelmiştir. Dünyanın önde gelen pazar araştırması şirketlerinden Nielsen’in raporu, sanal ortamda bilinirliği en yüksek 10 marka arasında 3 markanın sosyal medya ilişkili olduğunu gösteriyor (Facebook, YouTube ve Wikipedia). Gene aynı rapor, ABD nüfusunun çevrimiçi geçirdiği zamanın sosyal medya kullanımına oranının bir önceki yıla göre %43 artış göstererek yaklaşık % 22 oranına ulaştığını ve kategorik olarak en yüksek kullanım alanını oluşturduğunu belirtiyor.* İkinci sırada yer alan çevrimiçi oyunlara ayrılan zaman %10 oranıyla sosyal medyaya ayrılan zamanın neredeyse yarısında kalıyor (Nielsen, 2010). Bu hızlı gelişilmenin diğer çarpıcı örneğini, 180 farklı ülkeden 500 milyonu geçen aktif kullanıcısı sayısıyla en güçlü sosyal medya olarak kabul edilen Facebook oluşturuyor.

sosyal medya ağları

Sosyal medya ortamları, geleneksel medyanın yürüttüğü pazarlama, reklam, halkla ilişkiler ve benzeri alanlardaki etkili iletişim stratejileri üretiminde giderek öne çıkıyor. Şirketlerin sosyal medyaya uyarlanmış iletişim stratejileri tasarlamaları yeni bir akım olmanın ötesine geçerek bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Web tabanlı teknoloji üzerinden sosyal etkileşime dayalı bir iletişim modeli oluşturan sosyal medya, kolaylıkla kullanılabilen yayım ve bağlantı oluşturma teknikleri kullanıyor. Bu yeni çevrimiçi iletişim ortamında broadcast medyanın monoloğu yerini sosyal medya diyaloğuna bırakıyor. İçerik üreten, katılımcı kavramları, izleyici kavramının önüne geçiyor. Bilginin demokratikleşmesi, özgürleşmesi sadece iletişim süreçlerini dönüştürmekle kalmıyor, etkisini siyasi ve sosyal yaşamın her alanında hissettirerek, iletişim stratejileri üretiminde temel bir dönüm noktasını işaret ediyor: Artık iletişim sürecini “kontrol edemeyiz” ama “etkileyebiliriz”. İkna stratejilerinin sosyal medyaya uyarlanırken yeni açılımlar kazanması tam da bu temel değişimden kaynaklanıyor.

Sosyal medya ve pazarlama

Sosyal medya tutum ve davranış değişikliği yaratmak için önemli bir araç haline geldi. Bu yeni çevrimiçi ortam size bilgi aktarmakla ya da hedeflenen tutum ya da davranışa yönelik iletişim kurmakla yetinmiyor, fikirlerinizi belirtmeye yönlendiriyor, diğerlerinin fikirlerine sizi yönlendiriyor. Sizi mesajın üretim sürecine katılmaya davet ediyor. Sizden beklenen bilgi akışı sadece hedeflenen tutum ya da davranışla sınırlanmıyor, doğum tarihiniz, kişisel hikâyeniz hatta görüntünüz mesajın içine eklemlenebiliyor.

Bu çevrimiçi iletişim ortamında yeni ikna paradigmaları nelerdir? Sosyal Medya iknanın tanımı değiştiriyor mu? Geçmişte nasıl ikna ediyorduk, bugün nasıl ikna etmeliyiz?

*Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Haziran 2010 raporuna göre Türkiye’de internet kullanım amaçlarına bakıldığında ilk sırayı e-posta göndermenin aldığını görüyoruz. Sosyal medya kullanımı çevrimiçi haber, gazete okumanın ardından 3. sırada yer alıyor. http://www.bilgitoplumu.gov.tr

* 2010 Social Media Marketing Industry Report, Michael A Stelzner, SocialMediaExaminer.com

KAYNAK:Doç.Dr. Nazlı Ülbay Aytuna

Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here